Ozon Doku
Oksijenlenmesini Nasıl Arttırır?
Ozon kanla ilk temas ettiğinde alyuvarlarda birçok değişiklikler meydana getirir:
•Alyuvarlar elastikiyet kazanır ve böylece kanın akışkanlığı da artar.
•Alyuvarların oksijen taşıma kapasitesi artar.
•Alyuvarların oksijeni dokulara bırakma yeteneği artar.
Vücudumuzdaki damarlar dokular içerisinde gittikçe o kadar incelirler ki artık alyuvarlar bu damarlarda tek sıra halinde
ilerlemek zorunda kalırlar. Bu sırada damarların eğilip büküldükleri, dallandıkları yerlerde alyuvarlar da şekil değiştirip
bükülerek, kıvrılarak ilerlemek zorundadırlar. Alyuvarlar kan hacminin
yarısına yakınını oluştururlar ve kanın
akışkanlığında rol oynayan faktörlerin başında gelirler. Dolayısıyla alyuvarların elastikiyetlerini kaybetmeleri kanın
akışkanlığının da azalmasına yol açar. Diyabet (şeker hastalığı) veya asidoz gibi durumlarda alyuvarlar şekil değiştirebilme
yeteneklerini çeşitli derecelerde yitirirler, bunun sonucunda kılcal damarlarda damar tıkanıklıkları ve bunu izleyen organ
hasarları oluşur. Yine diyabette alyuvarların oksijeni dokulara bırakma kabiliyetleri azalmıştır, bu da doku beslenmesini
bozar.
Ozon Terapi ile Yüksek Basınçlı (hiperbarik)
Oksijen Terapi arasında benzerlik var mıdır?
Ozon-oksijen tedavisi henüz ülkemizde
yaygınlık kazanmadığından çoğu kişi tarafından
bilinmemekte ve bu tedavinin Hiperbarik Oksijen Terapisi
(veya Yüksek Basınçlı Oksijen Terapisi - YBOT) ile aynı
şey olup olmadığı sıkça sorulmaktadır.
Yüksek basınçlı oksijen terapisi; solunan havaya %100
oksijen verilen bir medikal uygulamadır. Bu oksijenin
basıncı deniz seviyesindeki normal atmosferik basıncın
2-3 katıdır. Uygulamanın adı da buradan gelir.
Yüksek Basınçlı Oksijen Terapisinin En Sık
Uygulandığı Durumlar: Yüksek
basınçlı oksijen terapisi aşağıdaki tıbbi gereksinimler
için geliştirilmiştir:
1. Denizaltından su yüzeyine hızlı çıkış dekompresyon
hastalığına neden olur. Zira derindeyken kan plazmasında
eriyik halinde bulunan nitrojen, ani basınç azalması
sırasında gaz haline dönüşerek yaygın gaz embolisine
neden olmaktadır. Su yüzüne hızlı çıkışlarda dalgıç eğer
yeterince hızlı bir şekilde hiperbarik tanka
yerleştirilebilirse yavaş dekompresyon sayesinde
nitrojen oksijenle yer değiştirir ve yavaşça vücuttan
atılır.
2. Karbonmonoksit (CO) zehirlenmesi, zehirlenme sebepli
ölümler arasında en başta gelmektedir. Bunun nedeni
karbonmonoksitin hemoglobine oksijene göre 240 kat daha
sıkı bağlanması ve bu nedenle kanın oksijen taşıyamaz
hale gelmesidir. Sonuçta dokulara oksijen salınımında
bozukluk olur. Hiperbarik oksijen tankına alınan kişinin
plazmasında çoğalan oksijen ile dokulara oksijen
sağlanarak hayatı kurtarılabilir.
3. Ani kan kayıplarından kaynaklanan şoklarda hastaya
hemen kan verilemeyecekse yüksek basınçlı oksijen ile
acil müdahele hayat kurtarıcı olabilir.
Yüksek basınçlı oksijen tedavisinin yan etkileri
şunlardır:
1. Oksijen toksisitesi (%20 hastada körlüğe varabilen
göz belirtileri görülür), ve
2. Baro-travma riski (Baro Travma: Yüksek basınca maruz
kalmak sonucu gelişen; kulak zarının iki yanındaki
basıncın eşit olmaması yüzünden kulakta dolgunluk hissi,
orta derecede veya şiddetli kulak ağrısı, hafif işitme
kaybı, baş dönmesi, kulak çınlaması gibi belirtilerle
seyreden sendrom)
3. Ayrıca oksijenin çok kolay yanıcı bir gaz olması
nedeniyle oluşabilen patlamalar dikkate alınmalıdır.
Karşılaştırmak gerekirse ozon tedavi bu tip riskler
taşımamaktadır ve ozon tedavi maliyetleri de çok çok
düşüktür.
Ozon
terapisi ile yüksek basınçlı oksijen terapisi arasında
köklü farklar vardır:
Ozon terapide
kullandığımız gaz karışımının %95-99’u oksijen ise de,
ozon tedavinin hedefi kanı oksijenlendirmek değildir.
Elbette, tüm
uygulama şekillerinde atardamar kanında (temiz kanda)
oksijen basıncında az da olsa bir artış olur. Ancak biz
ozonu bunun için uygulamayız. Ozon doğru kullanıldığı
takdirde pek çok özelliğe sahiptir:
Ozon insan vücuduna
zarar vermeyen bir dezenfektan ve vücut savunma sistemi
düzenleyicisi olduğu gibi, damar genişletici etki ile
oksijensiz dokulara oksijen sağlanması ve alyuvarların
dokulara oksijen bırakma eğiliminde artış da sağlar.
Ayrıca büyüme faktörlerinin salınımını uyararak doku
iyileşmesini hızlandırır ve en önemlisi anti-oksidan
savunma kapasitesini artırarak hem yaraların hızla
kapanmasını, hem genel bir metabolik iyileşmeyi birlikte
sağlar.
Başka bir önemli fark; ozon terapi uzun süren ve
birbiriyle bağlantılı zincir reaksiyonlar şeklinde
seyreden çeşitli metabolik değişikliklere neden olurken
YBOT sırasında meydana gelen değişiklikler sadece yüksek
yoğunluktaki oksijene bağlıdır ve etkileri kısa
sürelidir.
Kliniğimizde ozon tedavisi uygulanmaktadır çünkü bu
bilgiler ışığında ozon tedavi daha etkili görünmektedir.
Örneğin radyasyona bağlı hematürilerde (idrarda kan
görülmesi) iyileşme sağlamak için YBOT toplam 20 seans
(3 bar basınçlı %100 oksijen verilerek 90 dakikalık
sürelerle) kullanılırken bu problem haftada 1 kez
uygulanan sadece 3 seans ozon terapi ile çözülebilir.
Yukarıda sayılan vakalarda çeşitli ozon terapi
yöntemlerini birbiriyle kombine ederek uygulamalar
yapmaktayız. Tedavilerde, kan ozonlaması ve bacakları
torba içine alarak harici ozonlama, veya rektal
insüflasyon ve ozonlu su ve ozonlanmış yağın birbirini
tamamlayıcı etkilerinden yararlanarak hedefe ulaşırız.
Böylelikle ozon tedavinin çeşitli durumlarda etki
göstermesini sağlarız: Enfeksiyon, enflamasyon, hücre
nekrozu, iskemi, metabolizma bozukluğu ve bozulmuş
iyileşme süreci vb. |