Ozonun İnsan Vücudundaki 15 Önemli Etkisi:
1. Ozon insülin direncini ortadan kaldırır. Gerek şişmanlığın, gerek Tip-II diyabetin başlıca nedeni sayılan bu bozulma ozon
tedavisi sırasında hızla düzelir ve laboratuvar değerleri normalleşir. Buna bağlı olarak kandaki şekerin fazlası yağ olarak
değil, depo şeker (glikojen) olarak vücutta depolanabilir. Pre-diyabetik kişilerde hem artmış kan şekeri, hem artmış insülin
düzeyleri normale döner.
2. Ozon yeni kılcal damarların oluşumunu uyarır. Özellikle damar tıkanıklıklarında, çeşitli dokularında hipoksiye (oksijen
yetersizliğine) bağlı ağrı ve fonksiyon bozukluğu gibi belirtiler gözlenen kişilerde ozon tedavisi sırasında bu dokularda
kanlanmanın düzeldiği gözlenmiştir. Klinik bulguları destekleyen laboratuvar çalışmalarında da bu mekanizmalar açıklığa
kavuşmuştur. Ozon tedavisi sırasında tıkanmış damarların olduğu bölgelerde kılcal damar ağı zenginleşerek doku beslenmesi
normale döner.
3. Ozon akyuvar üretimini uyarır. Akyuvarlar (lökositler) bakteri, virüs ve mantarlara hatta kanser hücrelerine karşı vücudun
savunmasından sorumludurlar. Oksijen yetersizliğinde bu kan hücreleri iş göremez hale gelir. Zararlı etkenlerle savaşamaz,
hatta vücudun kendi hücrelerine karşı saldırıya geçerler (alerjik reaksiyonlar). Ozon etkisi altında bağışıklık
mekanizmaları normalize olur, vücut alerjenlere duyarsızlaşma eğilimi gösterir.
4. Ozon interferon düzeylerini bariz bir şekilde yükseltir. İnterferonlar bağışıklık sisteminin değişik aşamalarında son
derecede önemli rol oynayan proteinlerdir. Bağışıklık sisteminin onlar olmadan işlev görmesi düşünülemez. Bazı interferonlar
virüsler tarafından infekte edilen hücreler tarafından üretilir. Bu interferonlar sağlıklı hücreleri uyarır, uyarılan
hücreler de virüslerin hücre içine girişine mani olurlar. Böylelikle virüs kendisini kopyalayamaz, üremesi durur. Diğer
interferonlar ise kas hücreleri ve bağ dokusu tarafından veya akyuvarlar tarafından üretilir. Ozon gamma interferonlarının
üretimini % 400-900 kat artırabilir. Bu interferon yabancı veya anormal hücreleri içine alarak öldüren fagositik
akyuvarların kontrolünden sorumludur. Sentetik interferonlar B ve C tipi Kronik Hepatit tedavisinde, Papilloma virüsler
tarafından oluşturulan Genital Siğil tedavisinde, Tüylü Hücreli Lösemi, Kaposi Sarkomu, Multipl Skleroz, ve Kronik
Granülomatöz Hastalık tedavisinde FDA tarafından onaylanmışlardır. Ayrıca, Papilloma virüs tarafından oluşturulan Gırtlak
Siğili, HIV infeksiyonu, Kronik Myeloid Lösemi, Hoçkin Dışı Lenfoma, kolon tümörleri, böbrek tümörleri, mesane kanseri,
Malin Melanom, Bazal Hücreli Karsinom ve Leismaniazis tedavisinde etkinliği konusundaki klinik çalışmalar halen sürmektedir.
Öte yandan, interferonun bu hastalıklarda kullanılan dozları insan vücuduna önemli derecede toksik iken, ozon tarafından
oluşturulan interferon kan düzeyleri daima emniyetlidir.
5. Ozon Tümör Nekroz Faktörünün (TNF) üretimini uyarır. TNF, vücutta büyüyen bir tümör olduğunda salgılanan bir maddedir.
Büyüyen kitle ne kadar büyükse TNF de o kadar çok salgılanır (bir yere kadar). Bir tümör metastatik bir oluşum haline
geldiğinde kanser hücreleri tümörden kopar ve kan veya lenf tarafından taşınarak başka bir yerde yuvalanır. Ancak TNF’nin
orijinal tümörü baskılaması halinde bu kanser hücrelerinin şansı çok azalır.
6. Ozon İnterlökin-2 (İL-2) salınımını uyarır. İL-2 bağışıklık sisteminin temel taşlarından biridir ve T-helper hücreleri tarafından
üretilir. Otostimülasyon diye bilinen bir süreçte, İL-2 T-Helper hücresindeki bir reseptöre bağlanır ve onun daha çok İL-2
üretmesini sağlar. İL-2’nin başlıca görevi lenfositleri farklılaşmaya, çoğalmaya, daha çok T-helper, T-supresor,
Sitotoksik-T’ler, Gecikmiş-T’ler, ve T-Bellek hücreleri üretmeye yönlendirmektir.
7. Ozon bakterilerin çoğunu düşük konsantrasyonlarda bile öldürür. Çoğu bakterinin metabolizması bizim hücrelerimizin
metabolizmasının ancak 1:17’si kadar etkindir. Bu nedenle, bunlar tek kullanımlık antioksidan enzimleri üretemezler. Bu
yüzden, yüzde ikiden daha yüksek konsantrasyonlarda ozon içeren bir ortamda son derecede az sayıda bakteri çeşidi canlı
kalabilir.
8. Ozon bütün mantar çeşitlerine karşı etkindir. Sistemik kandida infeksiyonu veya atlet ayağı gibi inatçı maya-mantar
infeksiyonları ozon ile hızla iyileşir.
9. Ozon bilinen en iyi virüsiddir (virüs öldürücüsü). Virüs yapılarına doğrudan saldırır. Virüsün ozonun oksidan etkilerine
en duyarlı olan kısmı üreme yapılarıdır. Virüs bu yapılar sayesinde insan hücrelerine girer ve kendini kopyalamaya başlar.
Bu yapı inaktive edildiğinde virüs artık ölü sayılır. Virüsle infekte olmuş, dolayısıyla virüsün üremesi için ona yataklık
eden insan hücreleri ise ozona karşı dayanıksızlaşmışlardır. İnfeksiyonun metabolik yükünün altında bulunan hücre kendisini
ozondan koruyacak ve onarımını yapacak enzimleri (antioksidanları) üretemez. Böylelikle, bir hücre içine girerek kendisini
kopyalamaya başlamış virüslerin üremesi durur.
10. Ozon antineoplastiktir (anti-kanser). Kanser hücresi gibi hızla çoğalan hücrelerin metabolizmasındaki öncelikler ozonun
etkileriyle baş etmek üzere programlanmamıştır, dolayısıyla ozon böyle hücrelerin hızla büyümesini baskılar.
11. Ozon atardamarların daralmasına yol açan plakları okside eder (yakar-eritir). Hem arterioskleroz hem de ateroskleroz
plaklarını parçalar. Bu, ozonun sadece büyük damarlardaki değil, küçük damarlardaki tıkaçları da çözmeye eğilimli olduğunu
gösterir ve sonuçta o damarın beslediği organın daha iyi oksijenleneceği anlamına gelir.
12. Ozon alyuvarların esnekliğini ve şekil değiştirebilme yeteneğini artırır. Alyuvarlar mikroskop altında incelendiklerinde
bir diske benzedikleri görülür. Kılcal damarlarda ise şekilden şekile girerler ve bazen yumurtamsı bir biçime bürünür, bazen
bir şemsiyeye benzerler. Alyuvarların bu özellikleri akciğerlerdeki alveollerde iyi oksijenlenmenin; veya dokularda
damarların iyice daraldığı kılcal damar ağlarında ilerleyerek oksijeni en uzakta dokulara bırakabilmelerinin ön koşuludur.
Ozon etkisi altında alyuvarlarda meydana gelen değişiklikler sonucunda alyuvarlar en ince damarlardan bile hızla ve
kolaylıkla, birbirlerine yapışmadan geçebilir, akciğerlerde bolca oksijenlenebilir, en uzaktaki dokulara bile bol oksijen
taşıyabilir. Ozon terapiden sonra daima kan oksijen düzeyleri yükselir ve bu yüksek düzey günler hatta haftalar boyunca
devam eder.
13. Ozon sitrik asit siklusunu aktive eder. Krebs siklusu veya TCA siklusu diye de bilinen kimyasal olaylar zinciri
karbonhidratlardan (şekerden) enerji elde edilen çok önemli bir reaksiyondur. Bu reaksiyon hücre içinde, mitokondrilerde
meydana gelir ve glukoz şeklinde depolanmış enerji böylelikle yakılır. Ozonun etkileri hücre enerji üretimini artırır.
14. Ozon antioksidan enzimleri daha etkin kılar. Hücreler, koruyucu enzim üretimlerini artırarak ozonun oksidatif etkilerine
karşı sağlıklı bir tepki verirler. Bu da hücre antioksidan düzeylerinin yükselmesine yol açar.
15. Ozon vücutta birikmiş petrokimyasalları yıkar. Petrolden elde edilen ve pet şişelerden ziraat ilaçlarına dek pek çok
üründe kullanılan kimyasallar vücutta birikirler ve bağışıklık sistemi üzerinde büyük yük oluşturma potansiyeline
sahiptirler. Alerjileri kötüleştirebilir, hatta alerjilere neden olabilirler ve uzun vadede sağlığı bozarlar. Ozonun bu
molekülleri yakıcı etkileri hücrelerin derhal bu yüklerden kurtulmasını sağlar. |